4. ZAZALAR
HER YÖNÜYLE ZAZALAR
Deylemliler kimdir?
Osmanlı kayıtlarında Dimililer, Disimliler
Kürtçülere göre Zazalar
Osmanlı’da Zazalar. Zaza’nın sözlük anlamı
Zazalar birbirine yakın birkaç il ve ilçede niçin kümeleşmişlerdir?
ZAZA DİLİ
Kürtçülere göre Zazaca
Yabancıların tespitlerinde Zazaca ve Kürtçe ilişkisi
Kürtçede ve Zazaca’da sayıların dili
Zazaca’ya Kürtçenin lehçesidir diyenler yalancıdır
Lehçe/ diyalektik ve ağız/ şive nedir?
Zazaca, Hopa/ Hemşince ve Trabzon’da yerel dilin kaderleri
Üç dilin ortak yönleri
TÜRKÇE’DEN ZAZACA’YA> ZAZACA’DAN ZAZALARA
Zazaca içerisinde Kürtçe ve Türkçe kelimeler
Bingöl Zazacasında Türkçe sözcükler
Kürtçü politikacıların Zazalarla ilgili hedefleri
Kürtçüler Zazaları yutabilecekler mi?
HER YÖNÜYLE ZAZALAR
Kürtlerin olmadığı yerlerde Zazalar yoktu. Ya da Zazaların olduğu her yerde Kürtler vardı. Kızılbaş Türkmenlerin olmadığı bölgelerde Alevi Kürtler ve de Zazalar olmamıştır. Bu birlikteliğin sebebi nedir?
Zazaların ataları kimdir? Zazalar, Çepniler, Tahtacı Türkmenler, Yörükler ve diğer Kızılbaşlar gibi Anadolu’nun dağlık kesimlerinde yaşamayı niçin tercih ettiler? Kadim yurtları neresidir? Dersim’e ne zaman, nereden ve niçin geldiler? İnançlarını kimlerden aldılar?
Yezidi Kürtler arasında, Suriye’de, İran’da, Irak’ta, Zagros’ta, Cebel’de, Hakkâri’de, Şırnak’ta kısaca Anadolu dışında Zazalar yoktu. Çünkü bu yerlere Kürtlerle bir arada yaşayan Kızılbaş Türkmenler de yoktu. Zazaların yaşadığı yerler olarak Doğu-Güneydoğu Anadolu’nun birbirlerine yakın birkaç ili ve ilçeleri ile sınırlıdır. Niçin?
17. yy. öncesi yerli-yabancı belgelerde ve eserlerde neden Zaza adına rastlanılmaz? Bu bilinmezlerin cevapları altları doldurularak verilirse düğüm kendiliğinden çözülür.
Ömrünü Kızılbaşları katletmekle geçiren Osmanlının tetikçisi Kürt aşiret reisi İdris Bitlisi’nin (ö. 1520) kitaplarında Kızılbaş Kürt ve Zaza adları geçmez. Şeref Han’ın 1597’de Farsça yazdığı ‘Kürtlerin Tarihi’ kitabında, Kürt aşiretleri hakkında abartılı ve kapsamlı bilgilerin verirken; Kızılbaş Kürt ile Zaza tabirleri kitabında yer almaz. Diğer bir kitabı olan ‘Osmanlı-İran Tarihi’ eserinde de yığınla Kızılbaş sözcüğü varken; Kızılbaş Kürt ve Zaza isimleri bu kitabında da yoktur.
Roma, Bizans, Selçuklu, Arap ve Fars kaynakları Zazalardan bahsetmez.
“Zaza toplumunun kökeniyle ilgili teorilerin birçoğu varsayımlara ve tahminlere dayanmaktadır (s. 38). Zazalarla ilgili bilgiler, kökenleriyle, dini kökenleriyle ve geçmişteki yaşam durumlarıyla ilgili araştırmalar varsayımlara dayanmakta.” (WERNER, 2012, s. 40)
“Zazaların erken tarihine dair kaynak yoktur.” (PAUL, 2017, s. 112)
Yavuz, Hıristiyan devletleriyle savaşmamıştır. Mısır’da Çerkez-Kıpçak Türk Memluk devletini yıkmıştır. Diğeri Safevilerdir. Kürt kökenli Şeyhülislam Şafi Ebussuud efendinin verdiği fetvalarla Kızılbaş kıyımı helal kılınmıştır. Yavuz ile işbirliğine girip Kürt aşiretlerini örgütleyen İdrisi Bitlisi ile birlikte Anadolu’da Kızılbaş avı başlatılarak büyük katliamlar yaşanmıştır. İlk Türkleşen Doğu ve Güneydoğu bölgesindeki Türkmenler kırımdan kurtulabilmek için Azerbaycan’a, İran’a ve Irak’a kaçtılar ya da Dersim’de olduğu gibi Anadolu’da dağlara sığındılar.
İran dağlarından II. dalga halinde gelen Kürt aşiretlerine Türkmenlerin boşalttığı yerlerin kapılarını Yavuz ve Kanuni sonuna kadar açmıştır.
Kaynakları ve belgeleri göz ardı ederek hemen her grup Zazaları ideolojisine göre bir yerlere oturtmakta ve faklı farklı kimlikler biçmeye çalışmaktalar.
Pek çok kesim Zazaların Deylemlilerin devamı olduğunu savunur.
Deylemliler kimdir?
Zazaların Deylemli, Dımıli, Dımbıli, Dimleklu aşiretlerinin devamı olduğunu dile getiren çok sayıda tezler, sempozyumlar, makaleler ve kitaplar vardır. Fakat bu Deylemlilerin nerede, ne zamanı, nasıl ve ne için Zaza adını kullanmaya başladıklarına açıklık getirilememiştir. Üstelik Zazaların varlığından ayrı olarak Dimili ve benzeri yer adları ile aşiret isimleri kayıtlarda yer almaktadır.
Deylemlilerle Zazalar arasında günümüze kadar tarihi beraberlik, kültürel yakınlık, soyca birlik, inançta aynılık ve en önemlisi dilde benzerliği kanıtlayan bilimsel yazılar kaleme alınamamıştır.
“Zazaların birçoğu ya Dimili deyimini hiç duymamıştı ya da bu deyimi ilk kez Avrupalılardan işitmişlerdi.” (BRUINESSEN, 2013, s. 42)
“Dilmeklerin ya da Zazaların kim olduğu ve bugünkü yerleşim yerlerine ne zaman ve nereden göç ettiklerine dair yazılı bir belge yoktur.” (DİHKAN, 2012, s. 72)
Makdisi, ‘Ahsen el-tekasım’ adlı eserinde “Bu iklimi (Deylem iklimi) 5 küreye ayırdım. Bunlar Horasan tarafından Kumis, Tabaristan, Deylemistan (Türkistan coğrafyası) ve Hazar ülkesi şeklinde sıralanır.” (ŞEŞEN, 2001, s. 251)
“Z. Abidin Şirwani, Bustan el-Siyaha'sında, tüm Dınbılilerin Şii olduğunu ve Türkçe konuştuklarını söyler.” (MINORSKY, 2004, s. 91)
Aynı kişi bir başka kitabında “Zazaların eski Deylemlilerle akrabalıkları vardır.” (MINORSKY, 1988, s. 75) O halde Zazalar Şii inançlı Türk’tür.
800’lü yılların ünlü seyyahı, “İbn Manşür, Türklerle Deylemlerin aynı ırk olduklarını söyler.” (CAHİZ, 1967, s. 85)
“Haddank ve İranlı seyyah Nimetullah Şirvani, Hoy eyaletindeki (İran) Dünbülilerin Türkçe konuştuklarını söyler.” (ÇAĞLAYAN, 2016, s. 36)
“Blau, İran’a seyahati sırasında karşılaştığı Dümbililerin Türkçe konuştuklarını kaydeder. Yuvanin, Dümbililerin Türk ırkına mensup olup Türkçe konuştuklarını söyler.” (SEVGEN, 1994, s. 28)
“Deylemliler, yapıları Ortaasyalı Türk boylarına çok benzer. Kadınlar aile içerisinde söz sahibidirler.” (ÖZ, 1999, s. 32)
Kürt yazar, ‘Kürtlerin Tarihi’ kitapta (1597), “Burayı (Hakkâri) Türkmenler yönettiler; düzen ve asayiş işlerini de Dınbıli aşiretine verdiler; bu aşiret, uzun zaman Hakkâri’yi, Akkoyunlular adına elinde tuttu.” (ŞEREF HAN, 1971, s. 110)
“Hoy civarında (İran’da) yaşayan ve günümüzde Türkçe konuşan Şii olan Dünbüliler Moğol aşiretleriyle ve Parnaklarla karışmışlardır.” (BRUINESSEN, 2019, s. 233)
Parnaklar/ Pornaklar, Türkmen’dir. Dersim’de adı Burnak köy olması, Türklerle akrabalıklarını ortaya koyan diğer kanıtlardan birisidir.
Çemişgezek sancağında (Dersim adı o yıllarda yoktu) 1518 yılında Dimili köyü 6 hane, Disimli ise 40 hanedir. (SALTIK, 2009, s. 49)
Zamanında bölgeyi birkaç kez dolaşan Evliya Çelebi (1640…), “Dümbili kalesinin sultanın Kızılbaş (s. 371) ve Dimbililerin Türkmen soylu olduklarını (s. 421, 422) yazar. Avşarlarla birlikte Dümbüli Türkmenlerini ve Dümbüli kalesini anlatır.” (KAHRAMAN, 2006, s. 522)
“C. Niebuhr, 1765 yılında Diyarbakır ve Urfa ile Erzurum sancakları ve Siverek arasında 20.000 çadırlık Zaza aşiretiyle Diyarbakır’ın güneyinde 500 çadırlık Dünbüli aşiretini kaydeder.” (İslam Ansiklopedisi)
Osmanlı kayıtlarında Dimililer, Disimliler…
1450-1650 yılları arasında Anadolu’daki bütün cemaatleri ele alan altı ciltlik eserde “Deylem-i, Dağlılar cemaatinin kolu, Saruhan sancağının Güzelhisar kazasında (s. 580). Dimleklü, Sivas ve Halep sancağında çok yaygın Beğdili Türkmeni cemaati (s. 639-640). Dimili, Diyarbakır sancağında Ekrat taifesi (s. 690). Deylemi, İskenderun nahiyesinde Dulkadırlı Türkmenlerinin yerleşim yeri (s. 28) Disimlü, Çemişkezek’te köy (s. 657). Dimili, ekrat (Türkmen, Kürt, Kürtleşmiş Türkmen) cemaati olup Çemişgezek sancağının Dimili köyünde oturduğu yazılıdır.” (HALAÇOĞLU, 2009, s. 639…) Eserde Zaza ismi geçmez.
“1500’lü yıllarda, Dimleklü, Halep livasında Beğdili Türkmeni taifesi.” (SAKİN, 2010, s. 133)
“Dimlekli, Beydili taifesinden olup Rakka’ya iskâna (sürgün) tabi tutulmuştur.” (ÇELİKDEMİR, 2001, s. 106)
1650 yılları sonrasında imparatorluk aşiretlerini ela alan Cevdet Türkay’ın eserinde, “Disim/ Dimlek/ Dimleklü/ Dimekli aşireti de Rakka (Suriye), Erzurum, Kars, Ahıska, Sivas, Malatya, Arabgir, Divriği, Diyarbakır, Bozok (Yozgat), Karaman, Kütahya, Aydın, Saruhan, Halep, Hama (Suriye), Humus (Suriye) Türkmen taifesi olarak kayıtlara yazılıdır. Aynı kitapta Diyarbakır sancağında Zaza aşireti adı da geçmektedir.” (TÜRKAY, 1979, s. 76, 329, 168)
Deylem, Hazar denizi civarında vilayet. (AYDIN, 1989, s. 51)
Kürtçüler hariç hemen her kaynak Deylemlilerin, Dimililerin Türk oldukları belirtilirken; Zazalarla ilgi ve ilişkilerini kanıtlayan belge ve bilgi yoktur.
Kürtçülere göre Zazalar
Kürtçülerin her zamanki yalanlarından Zazalar da payı fazlasıyla aldılar, alıyorlar. Tuhaf olan, Zazalara Kürt diyen Kürtçüler, kendilerine asla Zaza dememeleri ve bundan şiddetle kaçınmalarıdır.
Bütün antik kavimleri Kürtleştiren Kürtçüler; Zaza kimliğini, Zaza dilini ret ve inkâr ederek Zazaların Kürt; Zazacanın Kürtçenin lehçesi olduğu yalanını her fırsatta tekrarlamak vazgeçilmez alışkanlıkları olmuştur. Gerçek nedir?
Kürtçüler, Zaza ile Kürt aşiretlerinin tarihi birlikteliğini, etnolojik beraberliğini, iki dilin filolojik ortaklığını anlatan ve açıklayan değil bilimsel bir eser, akademik bir makale dahi yazmamışlardır ve yazamazlar. Hatta Zazaca içerisinde Kürtçe on sözcük bulamazlar. Ortak olan kelimeler Arapça, Farsça ve Türkçe’dir.
Cumhuriyete karşı Zaza isyanlarını Kürtçüler, başarılı propaganda ile Kürt isyanı diye Türkiye’ye ve dünya kamuoyuna yutturmuşlardır.
Zazaları PKK ile bütünleştirmek için Zaza kökenli Selahattin Demirtaş’ı, DEM’nin başkanı yapmışlardır. Pembe tablo görüntüsü verebilmek için cumhuriyet düşmanı farklı etnisiteden kişileri de aralarıma katmışlardır.
N. Dersimi, Zazaların Kürt olduğu yalanı ortaya atan ilk kişidir. “Horasan’dan Dersim’e hicret eden Kürt Alevi Zaza aşiretleri.” (DERSİMİ, 1952, s. 25)
“Zazalar Kürtlerin geniş koludur. Zazaca Kürtçenin lehçesidir (s. 189). Çünkü Zazaların kökeni Deylemliler değil, Kürtlerin ataları olan Lulubi/ Lulular’a (13 bin yıl önce) dayanmaktadır.” (BULUT, 1993, s. 191)
“Zazalar Dimilice konuşan Kürtlerdi.” (BULUT, 2012, s. 45) Öncesi yalanını unutmuş olacak ki Deylemlileri de Kürtleştirdi.
“Sümer yazıtlarında ‘ninni zaza’ (bir tapınak) adı geçer. Tevrat’a göre, Yarahmel’in iki oğlundan birinin adı ‘Zaza’dır.” (BULUT, 2012, s. 69)
“Dersim Kürtlerine Zaza denir.” (BAYRAK, 1997, s. 347)
“Kürtçenin bir lehçesi olan Zaza lehçesi ve Zaza Kürtleri.” (AMEDİ, 1991, s. 146, 147)
“Kürt kimliğini taşıyan Zazalar Deylemliler ile akrabadırlar.” (TİMUR, 2017, s. 11)
“Zaza, Kürtlerin bir aşireti olarak gösterilir.” (HALFİN, 1976, s. 22)
“Kürtçe (Kırmancki-Kurmanci)” (GEZİK, 2000, s. 180) diyerek, Zazacayı Kürtçe içine sokar.
“Zazalar ve Kürtler kültürel olarak aynı ailenin üyeleri olduğu.” (ŞAVATA, 2015, c. I s. 76)
“Zaza Kürtleri.” (AKYÜREKLİ, 2011, s. 20)
“Zaza Kürtleri.” (DAYIOĞLU, İrfan) (VALİ, 2005, s. 61…)
“Zaza Kürtleri.” (ÇEM, 2011, s. 504)
“Zaza sözcüğüne Sümer yazıtlarında rastlanmıştır.” (KAYA, 2012, s. 87)
“Geçen yüzyıl da (1900’lü yıllarda) Müslümanlaşmaya başlayan Zazalar.” (GEZİK, 2000, s. 27)
“Zazalarla ilgili ilk kayıtlara Şeref Name adlı eserde rastlanmaktadır.” (ÇAĞLAYAN, 2016, s. 65)
Yazılanların tamamı ideolojik, bağnazca, önyargılı Kürtçü bakış tarzı olup kirli bilgilerdir. Tarihi dayanaklardan ve bilimsel verilerden yoksun saçmalıklardır.
Yüzyıllardır yanyana içiçe yaşayacaksın, aynı soydan olacaksın ve aynı dili konuşacaksın ama birbirini anlamayacaksın. Böyle bir şarlatanlığın örneği dünya tarihinde görülmemiştir.
Dikkati çeken bir diğer konu Zazalar hakkında yazılan tezlerin, kitapların veya makalelerin büyük çoğunluğunun Kürtçüler tarafından kaleme alınmış olmasıdır. Kürtçüler o derece yoğun psikolojik baskı uyguluyorlar ki S. Demirtaş bile Zazayım demekten çekinir hale gelmiştir. Bu baskılara rağmen Zazaların Kürt olduklarına inanan bilinçli bir Zaza yoktur.
Osmanlı’da Zazalar
Yerli yabancı bütün araştırmacılar Osmanlı kayıtlarının doğruluğundan şüphe etmez çünkü Osmanlı Türkleştirme ve İslamlaştırma politikası izlememiştir.
Hanedanın varlığı vergi ve askerlik kaynakları üzerine inşa edildiği için Osmanlı bu iki konuya çok önem vermiştir. Bu nedenle erkek nüfusu tespit için zamanına göre kayıtları mükemmel tutmuştur. Sayımın yapılmaması veya eksik yazılması demek, vergi ve asker kaybı demek olduğundan Osmanlı’nın hiç istemeyeceği durumdu. Hatta vergi nedeniyle koyun, at, eşek sayıları kalem kalem yazılırken; kadın ilk kez İttihat Terakki dönemi 1905 yılı nüfus sayımında kendine yer bulabilmiştir.
Soyadı kanunu ile birlikte ağa, Hacı, Hafız, Hoca, Molla, Efendi, Bey,
Beyefendi, Paşa, Hanım, Hanımefendi ve Hazretleri gibi lakap ve unvanlar kaldırılmıştır. Vatandaşlar arasında imtiyazlar eşitlenmişti.
Yavuz döneminden sonra Kürt emirliklerinden çok sık kaleme alınırken; 17. asır öncesi Zaza adından, aşiretlerinden ve Kızılbaş Kürtlerden yerli-yabancı hiçbir kaynak bahsetmez.
Osmanlı belgelerinde 1500’lü yıllarında aşiretler içinde Zaza adı yoktur. (MİROĞLU, 1990), (ÜNAL, 1999)
Osmanlı belgelerine dayanarak 1453-1650 yılları arasında 70 000 aşkın oymağın, aşiretin, cemaatin yer aldığı VI ciltlik dev eserde, Zaza adı yoktur. (HALAÇOĞLU, 2009)
Daha sonraki yılların Osmanlı kayıtlarında 8 bine yakın aşiretin ve cemaatin yer aldığı eserde, “Diyarbakır eyaletinde Zaza ekrat (göçebe) taifesi” bir yerde geçmektedir. (TÜRKAY, 1979, s. 168)
Tarihte Zazalardan ilk bahseden Evliya Çelebi’dir (1640-1650’li yıllar). Doğu-Güneydoğu illerini gezerek Kürtlerle ilgili çeşitli konuların genişçe ele aldığı eserinde Zaza Kürtleri iki yerde ve Zaza Kürdü dili beş yerde geçmektedir. (KAHRAMAN, 2006, s. 912)
Belli ki iki dil arasındaki farkı belirleyecek bilgi birikiminden yoksundu ve bazen yaptığı gibi görmeden duyumlarını veya tahminlerini yazmıştır. Gittiği yerlerde Zazalarla birebir karşılaşmaması, Zazaların az nüfusa sahip oluşundandır. Evliya Çelebi’nin eserinin üç yerinde ‘lisani Zaza’ tabiri geçer.
Evliya Çelebi, Kızılbaşlarla ilgili geniş açıklamalarda bulunurken ve ağır iftiralar ederken; Zazaların Şafi mi, Hanefi mi, yoksa Kızılbaş mı olduklarına dair bilgi vermez. Keza Kızılbaş Kürtlerden de bahsetmez çünkü Türkmen Kızılbaşların Kürtleşmesi henüz tamamlanmamıştı.
Evliya Çelebi, “Sübhan Dağı’nda da Elvend Dağında da Kürtlerin, Türkmenlerle birlikte yaşadığı görülmektedir. Nice Kürt, Avşar, Türkmeni, Yakaman ve Sadak Yaman Türkmenleri yaylalanırlar.” (ALPASLAN, 2014, s. 463)
Evliya Çelebi çok yerde Kürtlerle Türklerin birlikte yaşadığını belirtir. Bu Türkmenler Osmanlı baskısından kurtulmak için Kürtleştiler ve de Kürtlerle bir arada iken çok oldukları yerlerde Zazaları oluşturdular.
Zaza’nın sözlük anlamı
Şemseddin Sami, Kamus-ı Türki’de ‘Za’ kelimesinin Farsça lisanında ‘doğuran’ çoğalan anlamını vermiştir. ‘Zaza’ doğdu anlamını taşımaktadır. (Şemsettin Sami, Kamus-ı Türki, Dersaadet, 1901, s. 679) Bu tanım, Zazaların mazisi ile birebir örtüşmektedir.
“Gökalp: Zazalara, Zaza ismini Türkler vermiştir.” (ÇAĞLAYAN, 2016, s. 86)
Kürtçü ise Zazalar kendilerine Kürt desinler diye: “Dersimliler, Zaza sözcüğüne küçümseyici bir anlam verirler ve kendilerini bu sözcükle asla adlandırmazlar.” (ÇEM, 2011, s. 127)
Zazalar birbirine yakın birkaç il ve ilçelerde niçin kümeleşmişlerdir?
“Kimi göçebe Türkmenler yerleşik hale geldiler ve Hıristiyan oldular. Kimi de Rumca, Ermenice, Kürtçe ya da Gürcüce konuşmaya başladılar.” (KING, 2015, s. 110)
İletişimin çok ileri boyutlara ulaştığı günümüzde bile Almanya’da üçüncü nesil bazı Türk gençleri Türkçe bilmiyorlar. 5, 6 nesil sonra büyük çoğunluğu Almanlaşacaktır.
Yabancı araştırmacı “Zazaca konuşanlarla Aleviler (Türkmen) arasında büyük örtüşmeler bulunmaktadır ve bu nedenle aralarında bir bağlantı olması mümkündür. Zazaca konuşan Sünnilerin bir zamanlar ya Alevi ya da onunla ilişkili bir mezhepten olması daha büyük bir olasılıktır (s. 33). Kendilerini Türk kimliğiyle tanımlayan Aleviler ve Zazalar da bulunmakta, bunlar aynı zamanda bu iki azınlık kimliğini paylaşmakta ve bu kökenden geldiklerini belirtmektedirler.” (McDOWALL, 2004, s. 25) Doğru tespitlerdir.
Balkanlarda, Balıkesir’de, Aydın’da, Antalya’da, Toroslarda, Karadeniz bölgesinde Kızılbaş Türkmenler varken; bu yerlerde Zazalar yoktur çünkü Kürtler de yoktu. Yezidi inançlı Kürtler arasında Zaza yoktur çünkü Yezidilerle birlikte yaşayan Kızılbaş Türkmenler de yoktu.
Zazaların oluşumu için Zaza dilinin ortaya çıkması gerekiyordu. Bunun da yolu Kürtlerle Kızılbaş Türkmenlerin bir arada bulunmasından geçiyordu.
Sünni Türklerin aksine göçebe Türkmenler, eğitim-öğretim kurumlarından yoksun oldukları için gelenekleri, inançları sözlü kültürden ibaretti ve bu nedenle kolay asimile oluyorlardı.
Dikkati çeken diğer önemli konu da Türkiye’de iki dilliler arasında Türkçeyi aksansız konuşan toplumun Zazaların olduğudur.
ZAZA DİLİ
Zaza dili Kürtçenin lehçesi midir? Bağımsız bir dil midir? Lehçe/ diyalekt ile ağız/ şive nedir? Farklılıklar nelerdir? Zazaca nerede ve ne zaman ortaya çıktı?
Zazaca, gramer yapısı yönünden Kürtçeden etkilendiği için Farsça dil grubu içindedir.
Zazacanın doğum yeri Kürtler ile Kızılbaş Türkmenlerin yoğun olarak yaşadıkları Doğu-Güneydoğu Anadolu’nun bazı il ve ilçeleridir. İlden ile, ilçeden ilçeye farklılık göstermesi, içeriğinde bilimsel kelimelerin ve ‘sıfır’ rakamının bulunmaması kadim dil olmadığını ispatlayan diğer unsurlardır.
Kürtçülere göre Zazaca
Kürtçüler, hiçbir bilimsel araştırmaya ve kanıtlara dayanmadan Zazacanın Kürtçenin lehçesi olduğunu koro halinde tekrarlamaktan bıkmazlar.
Bu konuda da ilk yalanı ortaya atan Kürtçülerin mürşidi N. Dersimi’dir. “Dersimliler, Kürtçenin en eski lehçesi olan Zaza dilini konuşurlar. Zaza dili, halis Kürtçe olup, yabancı hiç bir kelimeyi ihtiva etmemektedir.” (DERSİMİ, 1952, s. 21)
“Zazacanın, Kürtçenin bir kolu olduğu (s. 58) Kurmanci (Kürtçe) ile Zazaca arasında ortak 400 değil binlerce eşanlamlı ve benzer telaffuzlu sözcük bulabilir. (BULUT, 2012, s. 66)
“Kurmanci (Kürtçe) lehçesine halk arasında Zaza denildiği.” (ARİK, 2012, s. 91)
“Kürtçenin Zazaca lehçesi.” (KAHRAMAN, 2004, s. 364)
“Zazacadan Kürtçenin bir diyalekti olarak söz edilir.” (TARDUŞ, 2020, s. 111)
“Zazaca Kürtçenin lehçesidir.” (KÜÇÜK, 1990, s. 300)
“Kürtçenin Zazaca lehçesi.” (ÇEM, 2011, s. 17…)
“Kürtçenin Kurmanci ve Zazaki lehçeleri.” (BEŞİKÇİ, 2014, s. 46)
“Zazaların Kürt olduğu.” (Ercan Çağlayan, Zazalarla ilgili hemen her makalesi)
“Kürtçe (Zazaki) konuşan.” (TEMO, 2019, s. 234)
“Kürtçe'nin bir diğer lehçesi olan Zazaca.” (ROHAT, 1991, s. 116)
İddiaların tamamı yalandır. Zazalar Kürt, Zazaca Kürtçenin lehçesi olacak ve asırlarca birlikte yaşanacak ama birbirlerini anlamayacak! Üstelik Zazaca içinde on tane Kürtçe sözcük bulunmayacak, ortak olan kelimeler Farsça, Arapça ve Türkçe olacak!
T. Todd- E. Werner, “Zazaca konuşmayı öğrenen Kurmanci/ Kürdü bulmak çok nadirdir.”
Yabancıların tespitlerinde Zazaca ve Kürtçe ilişkisi
Zazacanın Kürtçenin lehçesi olduğunu söyleyen yabancı dil bilimci yoktur.
LeCoq, O. Mann, K. Hadank, V. Minorsky, MacKenzie, T. L. Todd, L. Paul, I. Svanberg, Agop Şahbaz, Kreyenbroek, Thomas Chek, Heartman, Theodor, Prof. Kojıma, Thomas Chek, Prof. Haddank, David Neil Mac Kenzie, Ludwig Paul, Peter Lerch, Oscar Mann ve Karl Hadank, Terry Lynn Todd, C. M. Jacobson, Jost Gippert gibi Batılı bilim insanları, Zazaların ayrı bir etnik grup ve Zazacanın da ayrı bir dil olduğuna söylerler.
[Avusturyalı tarihçi Thomas Chek, Heartman ve Alman dilbilim ve etnoloji uzmanı Theodor Dersim Zazalarını Kürt kabul etmediğini'' yazar (s. 96). Kürtlerin Üzerine Tezler'' adlı kitabında; ''Zazaca, çokça sanıldığının aksine Kürtçenin bir lehçesi değildir. Zazaca Kürtçe dışı kalıyor'' demektedir. Prof. Kojima, Zazaki’yi ayrı bir lehçe olarak sınıflandırır ve ''bir Kürt grubunun bulunmadığını, her bir lehçenin ayrı bir dil gibi olduğunu'' belirtir. Thomas Chek, O. Man, Prof. Haddank ve İran dillerinde uzman İngiliz dil bilimci David Neil Mac Kenzie hem Zazaların, hem de Guran ve Hevramilerin Kürtlüklerini kararlılık ve kesinlikle reddederler.] (KORKMAZ, 2012, s. 97)
“Zazaların Kürtlükle hiçbir alakaları yoktur. Zazaca ne Kürtçedir ne de onun lehçesidir. Zaza’nın konuştuğunu ne bir Kurmanc (Kürt), onun konuştuğunu da bir Zaza katiyen anlamaz.” (ŞELIC, s. 20)
Kürtçede ve Zazacada sayıların dili
Günümüzde Türk lehçelerini konuşan bütün Türk toplumlarının sayı dilleri az farklılıkla aynıdır. Orhun Anıtlarındaki sayılar, “bir, iki, üç, tört, beş, altı, yeti, sekiz, toquz, on.” (ORKUN, 1994, s. 755…) Aradan 1400 yıl geçmesine ve 8 bin km. uzaklık bulunmasına rağmen Göktürklerin sayı dili ile günümüzün Türkiye Türkçesinin sayı dili aynıdır çünkü en geç ve zor değişen sayı dilidir. Sibirya’dan, Altaylar’dan, Orta Asya’dan, Anadolu’ya ve Balkanlara kadar pek çok Türk boylarının sayı dilleri az farkla birdir.
Kürtçüler, Kürtçeyi kadim dil olduğunu iddia ederken sayı dilleri Farsçadır.
Kürtçe sayılar
yek: Bir
du: İki
se: Üç. (ve devamı Farsça ile aynı sayılar)
Zazaca sayılar (ilden ile değişiklik gösterse de genelde)
ju: Bir
dıde/ dı: İki
Hire: Üç.
Yüzlerce yıllardan beri yanyana içiçe duracaksın; aynı soydan olduğunu iddia edeceksin, birbirinizin dillerini anlamayacaksın, Zazaca içerisinde on tane Kürtçe sözcük bulamayacaksın ve pişkin pişkin Zazaca’ya Kürtçe’nin lehçesidir diyeceksin!
Zazaca’ya Kürtçenin lehçesidir diyenler yalancıdır
Kürtçüler, Zazacanın Kürtçenin lehçesi olduğuna dair binlerce makaleler yazmış, kitaplar basmış, üniversitelerde akademik tezler hazırlanmış, sempozyumlar düzenlenmiş, konferanslar verilmiş fakat ya lehçe/ diyalekt ile şive/ ağız farkını bilmeyecek kadar cahille, ya da bile bile yalan söyleyecek kadar bilim ahlakından yoksundurlar. Kürtçü sayfalarda kendilerine sordum, Zazaca içerisinde on tane Kürtçe sözcüğü yazacak biri var mı? Cevap olarak ‘ırkçı- faşist’ deyip saldırıya geçtiler. Konu ile ilgilenen bu güruhu tanıyınca bu çağda insan bu derece mi cahil, bağnaz, yalancı ve yobaz olur? Sorusunu sormamak mümkün değil.
Lehçe/ diyalektik ve ağız/ şive nedir?
Çem’e göre Dersim’de Kürtçe’nin bir değil birden fazla lehçeleri varmış.
Lehçe/ diyalekt, “Bir dilin tarihsel, bölgesel, siyasi sebeplerden dolayı (uzun zaman süresince ve birbirinden çok uzak yerlere savurması nedeniyle) dillerinde ses, yapı ve söz dizimi özellikleriyle ayrılan kolu, diyalekt.” (bütün sözlükler)
İstanbul Türkçesiyle Kırgız-Hakas Türkçesi veya Sefarad/ Ladino İbranicesiyle Kudüs İbranicesi. Diyarbakır Kürtçesiyle Gorani (İran) lehçesi…
Yanyana ve hatta içiçe duran toplumlarda ağız oluşmadığı gibi lehçe oluşması da mümkün değildir ve dünya tarihinde benzer örneği görülmemiştir.
Birbirine iki bin km. uzak olan Bakü Türkçesiyle İstanbul Türkçesi birbirlerini anlar ve anlaşırlar. Bu uzaklığa rağmen aralarında lehçe/ diyalekt oluşmamıştır.
Ağız, aralarında fazla mesafe olmayan aynı toplumlar arasında oluşur. Kelimelerin telaffuzunda farklılıklar olmasına rağmen birbirlerini kolayca anlarlar ve yazı dilleri aynı olup İstanbul Türkçesidir. Örneğin, Trabzon ağzı ile Erzurum ağzı. Dersim Zazacasıyla Bingöl Zazacası veya Mardin Kürtçesiyle Diyarbakır Kürtçesi ağızları gibi.
“Dersim'de Zazaca konuşan Şeyh Hasan aşiretinin Malatya'daki köyünde Zazaca konuşan bir tek kişi yoktur. Bu da Zazacanın sonradan öğrenildiğini gösterebilir.” (ZELYUT, 2015, s. 401)
1930’lu yıllarda isyanların kışkırtıcısı, “Pertek’te Sağman aşiretine bağlı alt aşiretler bazısı Zazaca diğeri Kürtçe konuşuyor.” (DERSİMİ, 1952, s. 50) Niçin?
“Zazacanın Kürtçeye dahil olduğunu bilimsel olarak kanıtlayan herhangi bir kaynak veya çalışma yoktur.” (KESKİN, 2010, s. 5)
Zazaca içe dönük bağımsız dildir çünkü Kürtçe ile farklılık lisanidir ve sonuçta ırkıdır.
Zazaca, Hopa/ Hemşince ve Trabzon’da yerel dilin kaderleri
Hopa/ Hemşince üzerine çalışma yapmamış olsaydım, Zazalar ve Zazaca hakkında bu tespitleri yapabilmem mümkün değildi.
Hopa/ Hemşin Türkleri, tıpkı Zazalar gibi kendilerine özgü, günlük ihtiyaca cevap veren ve yazı dili olmayan basit bir dil konuşurlar. Trabzon’un bazı ilçe ve köylerinde de farklı farklı ağızları olan yerel dil konuşulur. Her üç dilin doğum yeri bulundukları yörelerdir, Anadolu dışında yoklar ve olmaları mümkün değildir. Kendileri konuşurlar, kendileri anlarlar. Gürcüler, Kürtler, Türkler, Ermeniler, Rumlar bu dilleri konuşamaz ve anlamazlar.
Hopa/ Hemşin dili, Türklerle Ermenilerin bir arada bulunmaları sonucu doğmuştur. Türklerin vazgeçilmezi olan göçmen alışkanlıkları nedeniyle küçük bir grup olarak en az 80-100 yıl boyunca Ermenilerle bir arada Batı Hemşin yöresinde yaşamışlardır.
Hopa Hemşinlilerin çekirdeğini oluşturan Müslüman/ Türk aileler, Yusufeli ve İspir ile irtibatın yoğunluğu nedeniyle Osmanlıdan daha önce Batı Hemşin’e gelmişlerdir. Çünkü 1520’li yıllarda Trabzon dahi bölgedeki Müslüman nüfus oranının en fazla olduğu yer Hemşin’di.
Meerker ve Byer’e göre Batı Hemşin'de İslamlaşma XV. yüzyılın başlarında başlar (1400-1415 yılı). Bu tarihte Osmanlı bölgede yoktu.
“IX. yüzyılda Antakya'da, Tarsus'ta dahi Türkler vardı.” (Munuc, c. 2 s. 17)
“Osmanlılar Bursa ve İznik’i zapt ettikleri zaman orada üç kuşaktan beri iskân etmekte olan Müslümanları bulmuşlardı.” (GIBBONS, 1998, s. 13)
“Artamir (Altemur) Pontus kralı David’in baş nazırıdır.” (MILLER, 2007, s. 61)
Hemşin’e gelip yerleşen ilk Türkmen oymakları, bilinmeyen nedenlerden dolayı Hemşin’den Hopa’ya göç etmişlerdir (1540'lı yıllar). Hopa/ Hemşinli birçok aile Hemşin’den geldiklerini söylerler. Sülale lakaplarındaki benzerlik bu tezi destekler ve tespitimizi haklı kılar.
Batı Hemşin’de baskın dil olan Ermenicenin etkisinde kalan bu Müslüman/ Türk toplumu, Ermenilerin ve Türklerin anlamadığı, dünyada ikinci örneğinin bulunmadığı, içe kapalı ve günlük yaşama dönük basit bir dil geliştirmişlerdir.
Hemşin’de Ermenilerle bir arada kalındığı sırada bu toplum,
I. nesli Türkçe. (A)
II. nesil Ermenice kelimelerin çoğaldığı dil. (A-B)
III. nesli de içeriğinde Ermenicede ve Türkçede karşılığı bulunmayan çokça yeni kelimelerin türetildiği içe dönük (C) dili, yani Hopa/ Hemşinceyi oluşturmuşlardır.
Trabzon’un bazı yerlerinde Rumca konuşanlarla bir arada bulunan Müslüman Türklerin oluşturduğu yerel dil gibi, Türkmenler de Kürtler ile bir arada yaşarken benzer kaderi paylaştılar ve Zazaca’yı oluşturdular. Ermenilerle ve Rumlarla bir arada bulunan bu Türk soylu toplumların Müslüman oluşları, Ermenileşmelerini ve Rumlaşmalarını engellemiştir.
Kitaplaştırdığım ‘Kayıtlara Göre Özdil (Yomra)’de 40 haneli Ermeni mahallesinde 19 hanesi ‘Çepnioğlu Arakil veledi Ohens’ gibi Ermeni adları taşıyorlardı. Belli ki bu Türkler Trabzon alınmadan önce bölgeye geldiklerinde Şaman inançlıydılar ya da Müslümanlığı tam özümsememişlerdi. Önce Hıristiyan, sonra da bulunduğu topluma göre Ermenileştiler, Gürcüleştiler, Rumlaştılar. Dini inanç sonrasında etnik kimliğe dönüştü.
Trabzon’un bazı yerlerinde konuşulan yerel dil, ilçeden ilçeye ve hatta köyden köye değişiklik gösterir. Yunanlılarla anlaşamazlar ve hatta Yunanca 10’a kadar sayamazlar.
“Maçka ağzında 727 sözcükle Türkçe, sonra 549 kökeni bilinmeyen sözcükler için akla yerli kabilelerin gelmesi olağan olsa gerek. 360 sözcükle Yunanca üçüncü sıradadır.” (EMİROĞLU, 1989, s. 18)
Üç dilin ortak yönleri
Zazacanın, Hopa/ Hemşincenin ve Trabzon'daki yerel dillerin ortak özellikleri:
√ Üç dilin doğum yeri Anadolu’dur.
√ Kendilerinden başka bu dilleri kimse konuşamaz ve anlamaz.
√ Her grup kadimi Müslim’dir.
√ Geçmişe uzanan tarihleri yoktur.
√ Kendilerine özel arkeolojik buluntuları yoktur.
√ Tarihleri Türklerin tarihidir.
√ Yazı dilleri ve yazılı eserleri olmamıştır.
√ Dillerinde edebi, bilimsel, idari, coğrafi, sanatsal, matematiksel kelimeler yoktur.
√ Üç dilde de ‘sıfır’ rakamı yoktur.
√ Her toplum dillerini oluşturmuşken; tam tersi olarak konuşulan diller, kendi gruplarını oluşturdu.
√ Üç dili ortak tarihi; Kürtlerle bir arada olan Türkler Zazaca’yı, Ermenilerle bir arada olan Türkler Hopa/ Hemşinceyi ve Trabzon’un bazı ilçe ve köylerinde Rumca konuşanlarla bir arada yaşayan Türkler de yerel dillerini oluşturdu.
TÜRKÇE’DEN ZAZACA’YA> ZAZACA’DAN ZAZALARA
Zazalar hakkında tarafsız ve çok yönlü araştırma yapanlar, bütün yollarının Kızılbaş Türkmenlere çıktığını tespit etmişlerdir.
Zazalar kendilerine Kırmanc derler. Bu sözcüğün Kırman Selçukluları ile bağlantısı olabilir mi?
“Hans Lukas Kieser: Dersim gibi Kürt bölgelerinde eziyetlerden kurtulmak için 1530 tarihlerinden başlayarak Kızılbaş Türkmen kabilelerin Kürtleşmiş (Zazalaşmış) olduğunu da unutmamak gerekir.” (BAYRAK, 1997, s. 438)
“Kızılbaş Türkler Kürt beylerinin insafına terk edilince kendilerini anlatmak ve karşısındakini anlamak için 60 yıl içinde Kürtçeyi öğrenip ana dil edindiler.” (ZELYUT, 2010, s. 57)
“Kızılbaşların/ Alevilerin inanç öğretisi, ilkelerinin sırları yalnızca topluluk üyelerine açık olan gizli bir dindir ve grup aidiyeti baba soyundan kan bağına dayanır; sadece babası Alevi olan kişiler tam bir Alevi statüsüyle topluluğa kabul edilir.” (BODROGI, 2017, s. 9)
Alevilik/ Kızılbaşlık inancının Anadolu’ya Türkmenler getirmiştir. Anadolu/ Türkmen Aleviliği, Arap ve Fars Aleviliğinden farklı olarak soya, babaya dayanır. Bu inanca göre Zazalar ve Kızılbaş Kürtler kesinlikle Türkmen kökenlidirler.
Verilen fetva ile Yavuz zamanında başlatılan kıyımından kurtulmak için Kızılbaş Türkmenler, Anadolu’dan İran’a ve Azerbaycan’a kaçtılar. Gidemeyenler de dağlara sığınmak zorunda kaldılar ve Dersim’e de geldiler.
“Bu kıyımdan ve daha sonra Yavuz’un gerek Şah İsmail üzerine yürüdüğü gerekse döndüğü sırada Türkmen Alevileri öldürmesi faaliyetinden canlarını kurtaranlar en çok Dersim, Akçadağ, Maraş, Sivas’ın sarp dağları ile Erzincan’ın kuytu meşeliklerine kaçmışlar ve kendilerini Osmanlı’dan ayırarak yalnız Alevi saymışlar ve herhangi bir ırka ait görmemişlerdir.” (TAŞ, 2012, s. 49)
Dersim’e gelen Kızılbaş Türkmenler çok oldukları bu yerde 3-4 nesil içinde Hopa/ Hemşincede olduğu gibi Türkçe’yi terk ederek Kürtçeye karşı Zazacayı oluşturdular. Aynı Zazalar, az oldukları yerlerde ya Sünnileşip Kürtleştiler veya Kızılbaş Kürtleri oluşturdular. Bazı Zazalar da çeşitli nedenlerden dolayı Kızılbaşlık inancını terk edip Sünnileştiler ama Zaza adını korudular.
Askerlik yapmayan, keyfi vergi veren veya vermeyen Kürtlerin şemsiyesi altına giren Türkmenler, gönüllü olarak kendilerini tahrir defterlerinde ekrat ‘Kürt’ yazdırarak kıyımdan, zulümden ve baskıdan kurtuldular. Kıyafetlerini, adlarını, yerlerini, dillerini değiştirdiler ve Kürt’üz, Arap’ız dediler. Kürt ve Arap olunca nüfuz sahibi de oluyorlardı.
“Bazı Kızılbaşlar, Kürtlere sağlanan birtakım ayrıcalıklardan istifa etmek ve kendilerini güven içinde hissetmek için Kürt boylarının arasına dağılırlar.” (ONAT, 2009, s. 138)
Türkmenlerin Kürtleşmesi Osmanlının da istediği idi. Tıpkı İngilizlerin hilafetin kaldırılmasını istememeleri gibi. Çünkü halifeyi kendine bağlayıp İslam camiasının büyük bölümünü kontrol altına almaları mümkün olabiliyordu. Kürtlerde de ağa veya şeyhi himaye altına alınca aşiretini de peşinden sürüklüyordu. Çıkabilecek Türkmen isyanlarını önlemenin bir yolu da bu idi.
İleride genişçe açıklandığı gibi adları değişmiş bile olsa Zazaların inanç ve geleneklerinin kaynağı Orta Asya’dır, Türkistan’dır, Horasan’dır, Gök Tanrıcılık ve Şamanizm’dir.
Dersim ve bölgesinde (Çemişgezek) Ermeniler, Sünni Türkler, Şafi Kürtler ve az da olsa Rumlar vardı. Gelen Kızılbaş Türkmenler Zazalaşıp çoğaldıkça Sünni Kürtleri ve Türkleri merkezlerin dışına iterek günümüze gelinmiştir.
“Martın Van Bruinessen, ritüel (ayin, ibadet) dili olarak neredeyse tamamen yalnız Türkçe kullanan ve hatta çoğu Türkçe aşiret adlarına sahip olan Kürtçe ve Zazaca konuşan Alevilerin varlığı birçok yazarı meşgul etmiş bir vakıadır' der ve ''Dersimlilerin Kürtleştirilmiş ya da Zazalaştırılmış Kızılbaş Türk Aşireti olduğunu söyler.” (KORKMAZ, 2012, s. 99)
Zazaca içerisinde Kürtçe kelimeler
Zazaca içerisinde Kürtçe kelimeler şunlardır: Tespit edilememiştir.
Kürtçülerin binlerce yıllık ilan ettikleri Kürtçe verintili dil olamamış; Ermeniceye, Rumcaya, Farsçaya, Arapçaya, Türkçeye ve Zazacaya kelimeler verememiştir.
Zazaca içerisinde Türkçe kelimeler
Eski Türkçe sözcüklerin Zazaca içinde fazlaca yer alması, kimliklerini yansıtması açısından üzerine durulması gereken önemli bir diğer konudur. Zazaca ilden ile ve ilçeden ilçeye farklılık gösterdiği için kelimelerin tamamını kapsayacak çalışma yapmak çok zordur. Üç sözlük içinde tespit edebildiklerim: (Kelimeleri derleyen kişi farklılık yaratmak için sözcüklerle oynamıştır)
“Kızılbaş, Boz atlı, Ağa, Beg (bey), Ocax (ocak), Ocaxkor (kör ocak, çocuksuz ev), Ocaxşen (çocuklu ev), Eren, Ozan, Uşak, Bağlama, Buyruk, Turna, Desi (deyiş, Deme’den) Ağu (ağun), Düzgün, Hatun, Babayit (babayiğit), Bacanak, Aciye (keder, üzüntü), Açığ (açık), Adır (Eski Türkçe Andra yıldızı> ısı, ışık> benzeşme), Bitım (bütün), Ana: Pirin hanımı, Analığe (üvey anne), Ancax (ancak), Ap: Amca (Türkçe apa: Ata, cet), Asılsız, Aş, Aşçı, Aşı, Bağ (ip…), Ateş ve Eşik kutsallığı, Homa. Delğe (dalga), Dengiz: Deniz. Eski Türkçe tingiz, tengiz. Eş (doğum sonrası gelen son), Dolma, Dorpı (törpü), Düz, Ahur (ahır). Bak: Kurbağa. Türk dillerinde baka: Kurbağa. Belek: Benek. Boği: Boğa. Sarıx (sarık), Geredeniz (Karadeniz), Çaput, Çeper, Çerçi, Çıxız (çizgi), Çömçe: Büyük kepçe. Eski Türkçe çömçe. Davar. Tore (töre), Doşeg (döşek), Elçi, Dez: Tepe yığın. Eski Türkçe tiz: Yüksek yer. Gavurga/ Gavut, Kavut’tan. Sırgun (sürgün), Sırme (sürgü), Gemi, Goze: Ceviz. Kuman/ Kıpçakça koz: Ceviz. Qum (kum), Qapax (kapak), Qatıx (katık), Yabani, Yar (uçurum), Cızme (çizme> giyecek), Hegan (yeğen), (Kurk (kürk), Koç (göç), Koçer (göçebe), Kap (kaplama), Ordı (ordu), Qabıxe (kaburga), Qaçax (kaçak), Oxıl (oğul), Qat (kat), Qarşı (karşı), Qayıx (kayık), Qayış (kayış), Qaz (kaz), Qalı (kalın), Qamçı (kamçı), Qamış (kamiş), Qaşqun (kaçgın, eşkıya), Qatır (katır), Qazıx (kazık), Qelin (kalın> paşlık parası), Qeraç (Kıraç), Qeratı (karartı), Qert (kart), Qertel (kartal), Qezenc (kazanç), Qılçıx (kılçık), Qimax (kaymak), Qanax (konak), Qorıx (koruk), Quslık (kuşluk), Kolci: Bekçi gibi yığınla has Türkçe kelimeler vardır.” (Vate Çalışma Grubu, Musa Canpolat, R. Hayıg)
Cumhuriyetten önce dünyaya açılmamış ve gettolaşmış Zazalar, bu kelimeleri geldikleri yer olan Altaylardan, Türkistan’dan ve Horasan’dan bölgeye taşıdıkları kesindir.
Bingöl Zazacasında Türkçe sözcükler
“Ağa, ağun (ağu), Babaegit: Babayiğit, Aşil: Yeşil, Bacanax: Bacanak, Basmı: Basma kumaşı, Batmun: Batman, eski bir ağırlık ölçüsü. Bayraq: Bayrak, Bekçi: Bekçi, Belo: Belli, Beşbilik: Beşibirlik, Bilezig: Bilezik, Buiya: Boya, Buerek: Börek, Buexça: Bohça, Buez: Boz, Buğaz: Boğaz, Burğı: Burgu, vida, Cacıx: Cacık, Cizmi: Çizme, Çatui: Çatı, Çaxıl: Çakıl, Çawuş: Çavuş, Çay, Çileg: Çilek, Çelmi: Çelme, Çemen: Çemen, Çerıx: Çarık, Çetal: Çatal, Çıt: Çıt, Çitçit: Çıtçıt, Çolax: Çolak, Çuerek: Çörek, Dabun: Taban, Demlik: Demlik, Deng: Denk, eşit, DIıngıl: Dingil Engı: Denge Dengız: Deniz, Dewa: Deve, Dewrim: Devrim, Dırmuıx: Tırmık, Dıwar: Davar, Dolmiş: Dolmuş, Dorpi: Törpü, Duıdık: Düdük, Duenım: Dönüm, Duızdabun: Düztaban¸ Fırlama: Arsız, Gewen: Geven, Gezmağı: Gezme, Gol: Göl, Guevdı: Gövde, Guıj: Güç, Hade: Haydi, İsot: İsot, biber, Kerpiç: Kerpiç, Kert (ık): Kertik, Kimlik, Kok: Kök, Kolı: Köle, Kuırk: Kürk, Olıx: Oluk, Paşı: Paşa, Petun: Bütün, Kaplemi: Kaplama, Kaplun: Kaplan, Kawax: Kavak, Kazmı: Kazma aleti, Kazun: Kazan, Kazuk: Kazık, Kelewuız: Kılavuz, Kert: Kart, tazeliğini kaybetmiş, Keynax: Kaynak, Kızax: Kızak, Kızılbaş, Kopıx: Kopuk, Kormı: Kavurma, Kuınax: Konak, Kuım: Kum, Kuıti: Kutu, Kumçi: Kamçı, Kumiş: Kamış, Sapı: Sapa, Sencax: Sancak, Siwax: Sıva, Soz: Söz, Suırtık: Sürtük, Sunetçi: Sünnetçi, Şaş: Şaşı, Tatli: Tatlı, baklava, Teknı: Tekne, Teklı: Takla, Toka, Tuıtın: Tütün, Umud: Umut, Viyerğun: Vurgun, Waşax: Vaşak, Xatun: Hatun, Xawli: Havlu, Xercıx: Harçlık, Xunım: Hanım, Yelek, Yelkowan, Yemun: Yaman, Zenguıy: Üzengi…” (YILMAZ, 2015)
Bingöl Zazacasında Türkçe hayvan adlarından bazıları:
Boxe (Buéxı): Boğa, Dewar: Davar, Qatır: Katır, Mozik: Dana, düve, Sıpa: Eşek yavrusu, Şişek: 3 yaşındaki koyun, Qertel: Kartal, Qaz: Kaz, Kutık (Kutik): Köpek, Werdek (Bette, Badi): Ördek. (AYGÜN, 2015)
İlden ile farklılık gösteren Zazaca için detaylı bir araştırma ile belirtilen Türkçe kelimelerin sayısını iki-üç katını çıkarmak mümkün olabilir.
Kürtçü politikacıların Zazalar hakkında hedefleri
“2010 da Tunceli-Üniversitesinde ülkemizin tarihinde ilk olarak Zazaca seçme ders olarak öğretim programına alınınca, Kürt milliyetçileri buna karşı protesto etmişti. Üniversite yönetiminin bu doğru ve cesur adımına sevinip destekleyeceğine, karşı çıktılar. Bunun üzerine Zaza aydın ve kurumları üniversite yönetimiyle dayanışmada bulundular ve Kürt asimilasyonculuğuna karşı çıkıp, ‘Zazaca Kürtçe değil, Zazalar Kürt değil’ başlığı altında iki basın açıklaması yayınladılar.” (SELCAN, 2011, s. 128-129)
Kürtçüler Zazaları yutabilecekler mi?
Tartıştıkları Kürtçülere karşı Zaza gençleri:
“Kurmancların (Kürtlerin) Zazaları sevmesi bile bir sahtekârlıktır, gerçi Kurmanclar ne kadar Zazaları seviyor, o da ayrı bir mesele (s. 256). Görüyorsunuz ki bizim tarihimizi katiler yazmadı, yaptığınız katliamların kanını üzerimize sıçratmayın. Dilinizi bilmiyoruz, konuşmuyoruz ve hiç anlamıyoruz. Bu dayatma nedir? Siz mazlum değilsiniz, masum hiç değilsiniz. Bulduğunuz her fırsatta bize ihanet ettiniz. Ve bugün dilimizi ve kültürümüzü Kürtleştirme, yok etme, asimile etme, inkâr etme çabalarınızın farkındayız; fakat dilimizi kültürümüz sizin gibi faşolara bırakmayacağız. Bölücülük paranoyaları da komik. Dilimizle kültürümüzle tarihimizle farklıyız ispata gerek yok. Siz kimsiniz ki sizi bölelim (s. 260). Belli ki İdris’in torunları yarım kalan işi bitirmek istiyor. İdris kılıçla ezdi geçti, sildi, katliam yaptı, torunları ise güçlenir güçlenmez, dilimizi, kültürümüzü yok sayarak, inkâr ederek, asimile ederek bizleri Kürtleştirerek tarihten silip atmak istiyorlar. Osmanlı-Kürt ortaklığı yüzyıllara dayanır ve derindir. Tarihte Osmanlıyla aynı yastığa baş koyan siz değil misiniz? Sizin Kürt tarihiniz İdrisi Bitlis’tir, Hamidiye alaylarıdır. Gidin onları sahiplenin.” (BATUR, 2011, s. 261)
“Zazaların kendilerini Kürt toplumu içerisinde kabul etmedikleri bilinen bir gerçektir.” (ÖZOĞLU, 2005, s. 57)
H. Küçük, “Bizim halkımız ister kendini Kirmanc, ister Zaza, ister Dimli ya da Alevi olarak adlandırsın, her zaman kendisiyle Kürtler arasına bir ayırım koymuş, kendini ve dilini başka bir biçimde adlandırmış, kendisini Kürtlerin bir parçası olarak görmemiştir. Halkımızın kafası açık ve net iken bazı aydınlar, halkı dinlememiş, kimliğimize gölge düşürmüştür.”
“Kürtlerle Zazaların yoğun olarak yaşadığı Adıyaman’ın Gerger’de yaptığı alan çalışmasında “hiçbir Zaza bireyi, Kürt olduğunu kabul etmemiştir.” (TÜRKDOĞAN, 1998, s. 12)